Frengi (Sifiliz) Nedir ve Nasıl Tedavi Edilir?
Sifiliz Treponema pallidum bakterisinin neden olduğu sistemik bir enfeksiyon hastalığıdır. Cinsel temas yoluyla bulaşan bu hastalık tedavi edilmediğinde yıllar içinde ilerleyerek birçok organ sistemini etkileyebilir. Tarih boyunca önemli bir halk sağlığı sorunu olan sifiliz günümüzde antibiyotik tedavisiyle tamamen iyileştirilebilir. Ancak son yıllarda vaka sayılarında artış gözlenmesi hastalığın hâlâ önemini koruduğunu göstermektedir.
Bulaşma Yolları
Sifiliz enfekte bireyin şankır veya mukoz plak gibi aktif lezyonlarıyla doğrudan temas yoluyla bulaşır. Vajinal, anal ve oral cinsel ilişki başlıca bulaşma yollarıdır. Konjenital sifiliz enfekte annenin bebeğine plasenta yoluyla gebelik sırasında veya doğum kanalından geçiş sırasında bulaşmasıdır.
Kan transfüzyonu yoluyla bulaşma günümüzde tarama testleri sayesinde son derece nadir hale gelmiştir. Ortak kullanılan havlu, tuvalet veya yemek takımları gibi günlük yaşam nesneleri aracılığıyla bulaşma gerçekleşmez. Enfektivite hastalığın evresiyle ilişkilidir ve primer ile sekonder evrelerde bulaşıcılık en yüksek düzeydedir.
Primer Sifiliz
Primer evre temastan yaklaşık üç hafta sonra bulaşma bölgesinde ağrısız bir ülser olan şankırın ortaya çıkmasıyla karakterizedir. Şankır genellikle genital bölgede, ağızda veya anal bölgede yerleşir. Lezyonun tabanı sert ve düzgün kenarlıdır. Bölgesel lenf düğümleri ağrısız olarak büyüyebilir.
Şankır tedavi edilmese bile üç ile altı hafta içinde kendiliğinden iyileşir. Bu kendiliğinden iyileşme hastayı yanıltarak tedavi arama davranışını geciktirebilir. Ancak bakteriler vücutta kalmaya devam eder ve hastalık bir sonraki evreye ilerler. Primer evrede tanı şankırdan alınan örnekte karanlık alan mikroskopisinde treponemaların görülmesiyle veya serolojik testlerle konulur.
Sekonder Sifiliz
Sekonder evre primer enfeksiyondan yaklaşık dört ile on hafta sonra ortaya çıkar. Yaygın cilt döküntüleri bu evrenin en belirgin bulgusudur. Döküntü avuç içleri ve ayak tabanlarını da etkilemesiyle dikkat çeker. Mukoz membran lezyonları, saç dökülmesi ve yaygın lenf nodu büyümesi eşlik edebilir.
Kondilomata lata genital ve perianal bölgede oluşan nemli ve yassı papüller olup yüksek oranda bulaşıcıdır. Ateş, halsizlik, kilo kaybı ve kas ağrıları gibi sistemik belirtiler görülebilir. Hepatit, nefrit ve menenjit gibi organ tutulumları nadir ancak ciddi komplikasyonlardır. Sekonder evre belirtileri tedavisiz de düzelebilir ve hastalık latent evreye geçer.
Latent ve Tersiyer Sifiliz
Latent sifiliz klinik bulgu olmaksızın serolojik testlerin pozitif kaldığı dönemdir. Erken latent dönem bir yıldan kısa süreli enfeksiyonu ifade eder. Geç latent dönem bir yıldan uzun süreli veya süresi bilinmeyen enfeksiyonu kapsar. Latent dönemde hastalar genellikle bulaşıcı değildir ancak gebe kadınlar fetüse bulaştırabilir.
Tersiyer sifiliz tedavisiz hastaların yaklaşık üçte birinde yıllar veya on yıllar sonra gelişir. Kardiyovasküler sifiliz aort anevrizması ve aort kapak yetmezliğine neden olabilir. Nörosifiliz beyin ve omurilik tutulumuna yol açarak demans, tabes dorsalis ve genel pareziye neden olabilir. Gumma granülomatöz lezyonlar olup cilt, kemik ve iç organlarda yıkıcı hasara yol açabilir.
Tanı Yöntemleri
Serolojik testler sifiliz tanısında temel yöntemdir. Nontreponemal testler olarak RPR ve VDRL tarama amacıyla kullanılır ve tedavi takibinde titre değişiklikleri izlenir. Treponemal testler olarak FTA-ABS ve TPHA doğrulama amacıyla kullanılır ve genellikle ömür boyu pozitif kalır.
Karanlık alan mikroskopisi aktif lezyonlardan alınan örnekte hareketli treponemaların doğrudan görülmesini sağlar. Polimeraz zincir reaksiyonu testi özellikle erken evrelerde ve nörosifiliz şüphesinde kullanılabilir. Beyin omurilik sıvısı incelemesi nörosifiliz tanısında gereklidir. Serolojik testlerin yorumlanması klinik evreyle birlikte değerlendirilmelidir.
Tedavi
Penisilin sifiliz tedavisinde altın standart antibiyotiktir ve tüm evrelerde etkilidir. Primer, sekonder ve erken latent sifilizde tek doz benzatin penisilin G intramusküler enjeksiyonu yeterlidir. Geç latent ve tersiyer sifilizde üç hafta boyunca haftalık benzatin penisilin enjeksiyonu uygulanır. Nörosifilizde intravenöz kristalize penisilin on dört gün süreyle verilir.
Penisilin alerjisi olan hastalarda doksisiklin veya tetrasiklin alternatif olarak kullanılabilir. Gebe kadınlarda penisilin tek güvenli seçenektir ve alerji durumunda desensitizasyon yapılmalıdır. Jarisch-Herxheimer reaksiyonu tedavi başlangıcında bakterilerin parçalanmasıyla ortaya çıkan geçici bir inflamatuvar yanıttır. Tedavi sonrası serolojik takip titre düşüşünün izlenmesi için altı ile on iki ay arayla yapılmalıdır.
Korunma ve Halk Sağlığı
Kondom kullanımı sifiliz bulaşma riskini azaltır ancak lezyonların kondomla kapatılamayan bölgelerde olması durumunda tam koruma sağlamaz. Cinsel partner sayısının sınırlandırılması ve düzenli tarama risk altındaki bireyler için önerilir. Partner bildirimi enfeksiyonun yayılmasının önlenmesinde kritik önem taşır.
Gebelikte rutin sifiliz taraması konjenital sifilisin önlenmesinde temel stratejidir. Erken tanı ve tedavi fetüse bulaşmayı önler. Yüksek riskli popülasyonlarda düzenli tarama programları erken tanı olanağı sağlar. Sifiliz bildirilmesi zorunlu bir hastalıktır ve halk sağlığı otoritelerinin sürveyans çalışmaları hastalığın kontrolünde önemli rol oynar.